3 Ekim 2008

Elektronik Aletlerin Kini



Yok artık, bu kadarı da fazla! Bir süreliğine buralardan gittim, öteki evimi ziyaret ettim, sizi yalnız bıraktım diye tüm bunları hakkediyor olamam!
Salı gecesi eve geldiğimde tek istediğim ılık bir duş almak ve yatağıma kıvrılmaktı. Yatağıma kıvrıldım da duş alamadım. Kombi çalışmıyordu. Ertesi sabah tekrar denedim, yine yok. Bir sonraki sabah da aynı. Beyhude. Hâlâ çalışmıyor. Üzerindeki tek bir ışık bile yanmıyor.
Çay, kahve içmeden geçmez günüm ve mutfak masasının üzerinde duran kettle da bunu gayet iyi bilir. O da kaputt.
Sabah CD çaları çalıştıramadım. İnadından çabuk vazgeçti allahtan. Üç, beş denemeden sonra sağolsun çalıştı.
Akşam ‘Friends’in bilmem kaçıncı kez izlediğim bölümlerini tekrar izleyeyim dedim, geldiğimden beri ilk kez açtım televizyonu. Mavi ekranda kocaman bir yazı: Sinyal Seviyesinde Azalma Var.
Annemi arayayım, biraz dert yanayım istedim. Cep telefonumun şarjı bitmişti ve şarj aletini de öteki evde unutmuştum. Elimi telefona attım, derin bir sessizlik. Çevir sesi filan yok. Benim de telefona neler olduğuna dair hiçbir fikrim yok.
Yarın tatil bitiyor, teknik servisti, elektrikçiydi ne bulursam ararım dedim kendi kendime. Durumu kabullendim. Talihsizliğime kızmadım, isyan etmedim. Evdeki eşya ve aletlerin kalbini kıracak, sonra kıymık gibi içime, onların içine batacak tek söz etmedim.
Bir mektup yazmam gerekti. Bari oturup onu yazayım dedim. Cezvede su ısıttım, kendime kahve yaptım. Mektubu yazdım, çıktısını alıp imzalamam lazım. Yazıcı çalışmıyor. Bağlantıda sorun varmış, ekranda öyle yazıyor. Bağlantıları kontrol ettim. Bilumum fişleri prize sokup çıkardım. Bana mısın demedi. Yarın kargoya vermem gereken mektubun çıktısını alamadım.
Yok yok kesinlikle var bu elektronik aletlerin bana bir garezi. Kinci bunlar belli. Gittim, onları uzun süre yalnız bıraktım diye yapıyorlar. ‘Gör bakalım nasıl oluyormuş’ diyorlar.
Çiçekleri severim lakin dillerinden anlamam. Bakamam onlara. Peki size ne oluyor ya?!? Gül gibi geçinip gidiyorduk. Hem gitmem gerekti. Benim gerçekten buralardan bir süre gitmem gerekti. Tamam laptop’ımı yanıma aldım. Ama sizi nasıl alacaktım?
Buzdolabıma, çamaşır ve bulaşık makinelerime minnettarım. Ne bir kapris, ne bir kin...
İyi de ne olacak yani? Nedir bu husumet? Yarın öbür gün dilinizden anlayan biri gelecek, iki okşayıp sevecek. Çalışacaksınız o zaman. Ben size hep kırgın olacağım ama. Unuturum elbet lakin affetmem. Huyum bu. Sanki bilmezsiniz.
Ayrıca size tavsiyem; bence çok da ileri gitmeyin! Bu kadar üzerime gelmeyin. Değiştiriveririm sizi yenilerinizle. Çok üzülürsünüz sonra, söyleyeyim.