20 Ekim 2016

Memleket











Anlatasım yok,
Kendime,
Bu hikâyeyi.
Bilmediğim dillerde,
Yan yana dizdim harfleri.
Kağıda döktüm,
Elimin tersini, gözümün ferini.
Yana yakıla arıyormuş beni,
Öyle dediler,
Dediler valla.
Duyasım yok,
Ne onun,
Ne bunun dediklerini,
Dünyanın sesini.
Haritalarda çizili
Memleket,
Sınırları filan belli.
Yoksa biz artık,
Artık biz,
Oraya,
Hiç geri dönmesek mi?

Fon Müziği: Lil Watan - Mashrou' Leila 

8 Kasım 2015

Şaire...






Ellerim bağırır, 
Susar gözlerim, 
Konuşmaz sesim. 
Saçlarım, 
Bana inat, 
Ağırır.
Sözlerim,
Oldum olası söz geçiremediğim sözlerim...
Herkesten sakındığım,
Gözüm gibi baktığım sevdiklerim,
En çok gitmeyi bilir,
Benim sevdim dediklerim.

27 Aralık 2014

Öl Dedi!





Öl dedi. Ölmedim tabii. Nefes almadan konuştu, beni bana şikayet etti. O konuştu benim sol avucum kaşındı. Söylediklerini can kulağıyla dinlediğimi söyleyemeyeceğim. Sol avucum kaşınınca para mı alıyordum, para mı veriyordum tek düşündüğüm buydu. Solak olmadığıma göre para vermem gerekecekti galiba. Param yok ki. Ama şimdi batıl güçler nereden biliyor benim solak olmadığımı? Ya da ben belki iki elimi de kullanıyorum. O zaman ne olacak? Ben para mı alacağım şimdi? Yoksa verecek miyim? Param yok ki vereyim.
Para mühim onun için. Benim için hiç olmadı. Param varsa vardır, yoksa yok. Yokluğu dert tabii ama yoksa yoktur. Yoku var kılmak için uğraştığım zamanlar oldu. Ama yoksa yoktur işte. Para bu.
Öl dedi. Ölmedim tabii. Bir süre daha ölmeyeceğim diye  düşünüyorum. İçimde ölmeye direnen biri var. Öyle yapmak istediğim şeyler, görmek istediğim şehirler olduğundan değil. Ölesim yok, o kadar.


Öl dedi. Ölmedim. Çok şey söyledi. Ne yalan söyleyeyim dinlemedim.

23 Temmuz 2013

Gecede





Leyla Erbil'e...

Adınız ne güzel sizin! Siz de güzeldiniz. Yaş aldığınız fotoğrafınızı  nasıl olduysa daha önce hiç görmemişim. Yaş aldıkça güzelleşmişsiniz meğerse. Galiba ben de güzeldim eskiden. Sanırım yani. Belki de değildim bilmem. 

Kiracılar gelip gidiyordu sizin gittiğinizin haberini aldığımda. Garip geliyordu bana insanlara para karşılığı barınacak yer vermek. Bu koca ev benimdi ya, hani bu koca ülkenin en güneyindeki o kasabadaki o koca ev işte. Ne garip aslında.  İlk kez sözlerinizle bu evde tanışmıştım ben. Belki bilirsiniz.  Ne garip şey insanın koca bir evi olması. Söyledim bunu daha önce değil mi? Siz de biraz gariptiniz aslında.
Gidip geldiler gün boyu. Hiçbirini sevmedim. Zaten eşit değildik ya, mümkünatı yok eşitlenmeden sevebilmemin. Okudum bir kaç kere daha gazetedeki haberi. Hani gittiğinizi anlatan. Bir garip oldu içim. Yalnızlığım büyüdü büyüdü içime sığmaz oldu. Namussuz, bir türlü de içimden çıkmadı. Ağlamak istedim. O da olmadı. Bir sinirlendim ki ben sormayın. Bu koca bahçenin nasıl bir kuytu köşesi olmaz yahu dedim, nasıl olmaz?!? Yoktu ama işte. Hava karardı sonra, ben kendi evime çıktım.  Eksik kütüphanemden ''Gecede''yi aldım. Kuytu köşemi satır aralarında buldum. Yakında dolacak bir ay vardı gökte, sarı mı sarı. Elimde sözleriniz, keskin mi keskin. Bir de içime sığmayan yalnızlığım vardı bende, arada size emanet ettiğim. 
Siz gittiniz.
Kiracılar geldiler, gittiler. Hiçbirini sevmedim. Elimde olsa hiçbiri ile tek kelam etmezdim. Bir türlü barınamadığım şu koca dünyada, şu koca evde başkaları barınsın diye plastik kartlara paralar havale ettire ettire geçti Temmuz. Ha bitti ha bitecek. Önümüz Ağustos, siz yine yoksunuz...

Fon Müziği: Acts of Man - Midlake 

6 Temmuz 2013

BaĞzı Vapurlar







Son iskelede,
İndim ya hani ben vapurdan,
İndim bil.
Elimi cebime koyayım dedim,
Cebim istemedi.
Bırak sallansın kollların
İki yanında dedi.
Martı filan uçmadı tepemde.
Arsız bir sokak kedisi,
Yalandı yalandı durdu,
Meyhanenin önünde.
Gözlerimi kapayayım dedim,
Kirpiklerim istemedi.
Bırak görsün göreceğini,
İki gözün bir hecen dedi.
Hani ben,
İndim ya,
Son iskelede o vapurdan,
İndim bil sen işte.
Hem diyenler susar,
Dinleyenler hep sağır.
Son iskele vapurları,
Artık bu kıyıdan uzak,
Sana çok yakın.


05072013, İstanbul

Fon Müziği:  The Water - Hurts