9 Ocak 2013

Şık


Susuyorsam sıkılmışımdır. Ciddiye de almıyor olabilirim tabii. Aklımda hep bir soru; benim ne işim var burada? Bir dostun mutfağı olabilir burası, salondaki perdelere sigara kokusu sinmesin diye sığınılan. Bir konferans salonu olabilir burası, merak uyandıran. Bir yemek masası olabilir burası, karşında biri yabancı yabancı oturan. Bir yatak olabilir burası, çarşafları jilet gibi ütülü filan... Ne işim var benim burada sorusu gelir susanı bulur. Ciddiye de almıyor olabilir tabii.  Belki… Şıklar arasında kalkıp gitmek  hep vardır. Bazen gidilemez. Yalan yalan gülmek vardır. Bazen gülünemez. Dinlemek vardır, bazen dinlemez. Susulur. Susmak en âlâ şıktır. Üstelik pek de şıktır… 

8 Aralık 2012

İnci Pastanesi 1944 - 2012




O zaman arabalar da vardı caddede. Babamın sıcak eline sımsıkı tutunurdum, arabalardan nedense çok korkardım. Cadde boyunca dükkanlara baka baka yürürdük babamla. Kitapçılara girerdik. Babam anlatırdı tek tek binaları bana. En çok Cemile Hala’nın çalıştığı olgunlaşma enstitüsünün binasını severdim. Hâlâ durur kartviziti evde. Telefon numarası 4 haneli… Sonra amcamın yazıhanesinin olduğu tütün kokan hana girerdik. Mermer merdivenleri ikişer üçer çıkardım.  Amcamın masasının tam karşısındaki maroken koltuğa kurulurdum. Ahşap duvarlar siyah ciltli hukuk kitapları ile doluydu. Bir de kırmızı ciltli bir kitap dururdu masada. ‘‘Herhalde,’’ derdim içimden, ‘‘ büyük cezaların yazıldığı kitap bu.’’ Ayaklarım yere değmezdi… Bacaklarımı sallaya sallaya  kütüphanedeki kitapları sayardım. Sigara üstüne sigara içerdi babamla amcam.  Sonra yine aynı caddeden yürüye yürüye dönerdik babamla. Tam orada dururduk. Kapıyı açardı babam bana, önce ben girerdim içeri.  Kalabalık olurdu içerisi.  Tezgaha doğru giderdi babam; ‘‘Üç porsiyon, paket olsun lütfen.'' Üç porsiyon profiterol… Ev yolunda babamın omuzunda uyurdum ben.  Siyah Amerikan arabası dolmuşun siyah deri koltukları soğuk, babamın omuzu sımsıcak… Amcam gideli epey oluyor…Babam çok uzakta... Şimdi İnci Pastanesi de gitti. Ben kaldım burada... Bir başıma…



Fotoğraf: Mehmet Kaçmaz / NarPhotos

24 Kasım 2012

Kelimeler


Bugün kelimeleri,
Bir yere koyamadım.
Bir oraya bir buraya,
Savruldular.
Densiz dudaklara,
Değip,
Kulaklarıma vardılar.
Bugün kelimeleri,
Bir yere koyamadım.
Nerede dursalar,
Acıttlar.