Fon Müziği: Babyfather - Sade
25 Kasım 2010
2 Kasım 2010
Sabah

Sigaraların birini söndürüp diğerini yakınca, zamanın çoğaldığı, uzadığı filan yok. Yazmam gereken makaleyi yazmak için sahip olduğum zamandan daha fazlası gerek bana. İçtiğim sigaranın ve kahvenin yaptığım işe hiçbir faydası yok. Biliyorum.
Lüzumsuz insanlar, lüzumsuz sinir bozuklukları, lüzumsuz işler derken, belli oldu. Bu gece de sabaha kendiliğinden, ben aynı sandalye üzerinde otururken geçecek. Gece gece olmayacak yine, sabah da sabah. Hangi gün olduğunun da bir önemi kalmayacak. O gün ise belki. Ama o gün değil. O güne bir kaç paket sigara daha, bir kaç litre kahve daha var.
Vizemi aldım. En sevdiğim caddede, en sevdiğim kafede kahvemi içtim. En sevmediğim trafikte takıldım kaldım. En sevdiğim evime geldim. En sevdiğim yemeği yedim.
Anlamak öyle mühim ki. Anlayamayanlara şaşıyorum. Anlayamadan nasıl geçecek ömürleri? Anlayamadıklarını bile anlayamayanlar ne yapacak? Rahat mı onların içi? Oysa aşikâr her şey. Hem bazen göz de duyar, kulak da pekâlâ görür.
Fon Müziği: Silence - PJ Harvey
9 Ekim 2010
Günlerden her gün...

''Neyim var ki benim? Bana anlatılan, benim anlattığım hikâyelerden başka? Bildiğim kadarıyla da, bu bahsettiklerim şimdiye dek herhangi birinin kanatlanıp uçmasına filan sebep olmadı.''
Mario Vargas Llosa
Fon Müziği: Duymuştum Şehirdeydim - Kesmeşeker
6 Ekim 2010
Bok Mu Var?

Aynı anda hem öğrenen hem de öğreten olmak meşakkatli. Kendime mi haksızlık edeyim, onlara mı? Kendimden vazgeçmem güç. Bunca yıldan sonra imkânsız hatta. Her geçen yıl bencilleştiriyor insanı. Ya da beni. Benmerkezci yapıyor bildiğin. Merkezden kaçmak filan yalan.
Vazgeçemem.
Onlardan da vazgeçemem. Sorumluluk duygum beni yer bitirir. Huzurum olmaz. Sanki varmış gibi.
‘Derdi olmalı insanın dünyayla’ dedi. Eee, var. Hep vardı. Rahat edemedim bir türlü. Rahat da vermedim.
Derdim var. Derdim olduğu için bir sürü de işim. Kendime iş edindiklerim var. Mesela yarın, ‘Onlar’ diyenlere, ‘Onlar’ dediklerinde, aslında ne dediklerini anlatıp öğreteceğim. Ya da kafalarını iyice karıştırıp çıkıp gideceğim.
Peki bok mu var? Her sabah fünikülerde karşılaştığım adam sorunca, düşünmek zorunda kaldım tabii. Verecek cevap bulamayınca da hafiften sinirlendim.
‘Bok mu var, ne okuyorsun sabah sabah bunları?’ dedi. O dedi. İlk akademik kurulda ben de soracağım, ‘Bok mu var, ne diye uğraşıyoruz’ diyeceğim.
Fünikülerdeki adam bir de ‘Git, sevgilinin omuzunda uyu’ dedi. Ne güzel dedi. Sabah olsun diye dört gözle bekliyorum. Önce adını soracağım. Sonra ‘Bok mu var’ diyeceğim, ‘Hadi sen söyle bakalım, bok mu var?’
Fon Müziği: Funny Time of Year - Beths Gibbons and The Rustin Man
2 Ekim 2010
Vapur

Fr. vapeur
a. Su buharı gücüyle çalışan gemi: “Vapur saat birde hareket etti.” -A. Ağaoğlu.
Güncel Türkçe Sözlük
Fon Müziği: Hold on to Yourself - Nick Cave and the Bad Seeds
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)