Ivır Zıvır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ivır Zıvır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2012

Berlin Über Alles







"Ich hab noch einen Koffer in Berlin."   -  Marlene Dietrich


Fon Müziği:  Berlin - Lou Reed


10 Haziran 2012

Balkon





balkon
isim Fransızca balcon

1. isim Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar veya parmaklıklarla çevrili bölümü. ''Eve girer girmez balkona çıktım.'' - E. Şafak
2.Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat
3. Vücudun göğüs veya göbek bölümü


TDK

Fon Müziği: Ah - Nejat İşler

3 Haziran 2012

23 Mayıs 2012

Grev

grev 
isim Fransızca grève
"Tartışma, grevin nereden çıktığını aklına takanlar yüzünden büyüyüp genişledi." - N. Uygur

1. isim İş bırakımı


Fon Müziği: People Have the Power - Patti Smith

18 Mayıs 2012

Kır





kır (I) isim


1isim Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk
"Gözlerinden, kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü."- F. R. Atay

2. sıfat Bu renkte olan
"Kır sakal. Kır at."


Fon Müziği: The Promise - Bruce Springsteen

9 Mayıs 2012

Bizim Büyük Çaresizliğimiz


Tabii sonra unuttum. Unutmakla hatırlamanın aynı hızda olduğu zamanlardı. Unutmanın  daha uzun sürdüğü zamanlara geldiğimizde, aramızdan bazıları gitti. Gidenler oldu aramızdan. Ansızın. Gidenleri hatırlamak uzun sürdü. Hatırlamak en zoru ya şimdi. Biraz öyle sanki her şey şimdi. Belki biraz da böyle. Bilmem.
Uzun formika masanın üzerine koyduğum kafamı kaldırmadan cevap vermiştim.  ‘‘Yok, sağol.’’ demiştim.  ''Çay ister misin?’’ diye sormuştu o bana.  Elinde su bardağındaki çayla gülümseyerek uzaklaşmıştı sonra.  Nereye gittiğini bilmiyorum. Gidenlerin ardından o zamanlar pek bakılmazdı. Hani biri gider biri gelirdi ya zaten, belki de ondan. Hem o zaman zaten yollar ne uzun olurdu, ne de kısa. 
Karşılaştık elbette yine. Adlarımızı bilmeden tanıyorduk birbirimizi.  Biliyorduk, aynı şarkıları, kitapları, filmleri filan seviyorduk işte.
Zaman geçti…Ben bu oldum,  o  o oldu. Zaman geçti… Aramızdan bazıları gitti. O gitti. Azalmak fena bir şey herhalde değil mi? Ben o çayı neden içmedim ki?

9 Nisan 2012

O Öyle Bir Şey Değil...


O öyle bir şey değil demek geçse de aklımdan, gelse de dilimin ucuna kelimeler, hepsini tek tek boğazımın her kertiğine sürte sürte geri almayı öğreneli çok olmadı aslında. Henüz işin acemisiyim bile denilebilir.
Herkes feryat figanken, sen susuverirsin mesela. Çünkü sen biliyorsun, o neşter senin etini kesecek. Ekmek doğrarken kesersin ya hani parmağını… Herkesin eli ayrı acır ya hani… Hani bazıları derinden keser, bazıları sıyırır geçer. O öyle bir şey değil işte. Sen bilirsin başına gelecekleri. Bilirsin ve çekersin başına geleni. Başka yolu yoktur, henüz bulamamışlardır devasını bu derdin. Bildikleri bu kadardır, bu kadarıyla idare etmekten başka çaren de yoktur. Ağlamak nafile, öfkelenmek zaman kaybıdır. Paşa paşa çekersin başına gelenleri. Boğazın düğüm düğüm olmaz, kalbin filan sıkışmaz. Birileri duyunca söylenenleri bayılacak gibi olur, sen ayağa kalkar, ‘’tamam, hazırım’’ dersin. Düşünmezsin gerisini berisini. Dirayet akar damarlarından. Nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun diye şaşırır bir dost. Sen hiç şaşırmazsın...
Fon Müziği: Waves - Guthrie Govan

10 Aralık 2011

Lodos / Poyraz



Sabah Lodos, öğleden sonra Poyraz...

Böyle günlerde ağrımasın da ne yapsın başım? Böyle günlerde elimi, kolumu, bacağımı unuturum. Oradan oraya yürüyen bir baş olurum. Ağrıyan... Omuzlarımın üzerindeki baştan ibaret olurum. Ağrıyan...

Sabah Lodos, öğleden sonra Poyraz...

İstanbul’un rüzgarlarını ezbere bilirim ben. Bir de balıklarını. Bu mevsimin balığı ne sorun hadi, hemen söyleyeyim. Hamsi, İskorpit, Kefal...

Sabah Lodos, öğleden sonra Poyraz...

Böyle günlerde pek huysuz olurum ben, baştan söyleyeyim. ‘‘Canım’’ deseler, ‘‘Canın çıksın’’ anlarım. Havadan nem kaparım. Bazen de basbas bağırırım. Bağırdıkça şiddeti azalır sanki rüzgarın.

Sabah Lodos, öğleden sonra Poyraz...

Lodos, sinsidir biraz. Kandırır adamı. Gülümser önce kocaman, sonra nefesini çalar içinden. Senin ruhun duymaz. Soğuk gecelerde herkesten sıcacık nefesini çalar Lodos. Hiç utanmaz, arlanmaz. Vapurlar demir alamazlar, onun umurunda olmaz. O üfler, üfler, üfler... Sonra oturur ben ne yaptım diye bir de ağlar. Dedim ya sinsidir Lodos, ona hiç güven olmaz.

Poyraz'ın öfkesi saman alevi gibidir ama yamandır da hani. Bir hışım ağaçları soyar, gözünü budaktan sakınmaz. Eskimiş panjurları yerinden oynatır, antenleri söker atar çatılardan. Sonra bir de şemsiyelere düşmandır. Hakkını yememek lazım, çok merttir ama Poyraz. Sözüyle özü birdir. Adama hiç madik atmaz.

Sabah Lodos, öğleden sonra Poyraz...

Fon Müziği: Je ne veux pas travailler - Pink Martini

7 Aralık 2011

Çizgi


Gecenin kör saatinde bir kabustan uyanmışsam, yataktan çıkar çıkmaz önce aynaya bakıyorum. Ne bir bardak su içiyor, ne de yüzümü gözümü yıkıyorum. Önce doğru aynaya... Beni uyutmayanı arıyorum yüzümde, en çok da gözlerimde. Aksiyle konuşan bir yüzüm var. Şanslıyım bence. Önce gözlerime baktım. Baktım, baktım yine baktım. Sonra boynuma kaydı gözlerim. Bazı kadınların boynunda gördüğüm o enlemesine tek çizgiyi aradım. Aradım, aradım, bulamadım. O sakin, evcimen, kendi halinde çizgi benim boynumda yok. Etine dolgun boyunlardaki, o yumuşak, o enlemesine çizgi yok bende. Gecelerdir karabasanlarla tek başına savaşan ben, tek başına bir suçlu aramalı mı karar veremedim. Suçlanacak biri varsa, önce işe kendinden başlamalı ya hani insan. Başladım ama bitiremedim. Olmayan bir çizgiyi suçlamak hangi sorunu çözer ki bilemedim. Aynada boynuma baktım, baktım, baktım... O sıcak, yumuşak, evcimen, o enine tek çizgiyi aradım. Aradım, aradım ama bir türlü bulamadım...

Fon Müziği: Hunger Strike - Pearl Jam

1 Ekim 2011

01102011


'' Bir şey yap. Güzel olsun.. Çok mu zor ? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor ? Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin ? O zaman güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü: 'Her insan ölecek yaşta'...''

Şems-i Tebrizi

Fon Müziği: Everything Will Flow - Suede

19 Eylül 2011

Hafif



Ar.sf.
1. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. 2. Güç veya yorucu olmayan, kolay: Hafif bir iş. 3. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa: Hafif bir kadın. 4. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek): “Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi.” -S. F. Abasıyanık. 5. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan: “Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi.” -M. Ş. Esendal. 6. Etkisi az olan, sert karşıtı: Hafif bir içki. 7. Önemli olmayan: Hafif bir ceza. 8. Çok dik olmayan (sırt, yokuş): “Hafif bir meyilden indik.” -H. R. Gürpınar. 9. Gücü az olan, belli belirsiz: “Yaprakların hafif iniltisi içinde, çalılıklar arasından geçerek de-nizaltının demir attığı koya doğru yaklaşıyoruz.” -E. M. Karakurt. 10. Sıkıntısız, ferah, rahat: Kendimi bugün çok hafif hissediyorum.

Güncel Türkçe Sözlük


Fon Müziği: Lilac Wine - Jeff Buckley